25 Ağustos 2015 Salı

boğa burcu günlük yorumları ve sosyolaji bilgisi


boğa burcu günlük yorumları ve sosyolaji bilgisi evet arkadaslar bugün en güzel yazıları sizlere yazan boğa burcu günlük yorumları diyorki Erkekler daima kadmların hakkını yiyor. Hüner altın bileziktir derler. Kadınlar kollarından, kulaklarından o esaret iijareli olarak halkalan çıkarıp erkeğin yardımına ihtiya(; duymayacak şekilde hüner öğrenseler, toplumda mevkileri yükselmiş, geleceklen temin edilmiş olur.

Kadının iş yaşamına katılmasını ve eşine ekonomik alanda yardımcı olmasını isleyen AJımet Rıza Bey, kadınlara çalışabilmeleri için beceri öğretilmesini istemekledir. Hüner çocuğun, özellikle kız çocuğunun başka bir ortamda yaşayacağını başka bir kim.se-nin hayatına, duygularına ortak olacağını düşünerek ve daima toplumun mutluluğunu gözeterek eğilim ve öğretimine itina etmektir (Koçer,
Çocuğunu iyi eğitenler genellikle ulvi duygular sahibi büyük adamların çıkmasına ve bu surette bütün milletin ıslahına, faydasına ve huzuruna yardım etmiş olurlar. Bugünkü kızlar yannki analardır. Kızlarını iyi eğilmek millete iyİ anne yetiştirmek demektir. İslamiyet’te ilim öğrenmek kadına \^e erkeğe aynı oranda farzdır. İlim öğrenmek için gerektiğinde Çin’e kadar gitmek her iki cinse de vaciptir. Bu iki emre hanımlar ne için icap etmiyorlar? Dinin kadına eğitim yapmasını, bilim Öğrenmesini ve çalışmasını yasaklamadığı gibi, teşvik ettiğini bazı ayet ve hadislerden hareketle vurgulayan Ahmet Rıza Bey, öte yandan dinin, İslam’ın emirlerini yerine getirmek isleyen bir kadını erkeğinden izin alma külfetinden kurtardığını söylemektedir
Yazısının bu bölümünde Osmanlı Devleti ile Rusya Devleli’ni bu konuda karşılaştırmaktadır. Ona göre CKoçer, 1974:23), Rus hükümeti de baskıcıdır; kadmlarımn Rusya’dan çıkmalarına, serbest bir memlekette Öğrenim gömielerine razı değildir. Bu zorluğa rağmen her yıl birkaç bin genç kız kaçarak dışarıya çıkıyor açlığa, sefalete gurbetin eziyet ve zorluklanna tahammül edip Almanya’da. İsviçre’de, Paris’le öğrenim yapmaya çalışıyorlar. Rus Milleti böyle yüksek okullarda okumuş eğitim şuuru ile fikri aydınlanmış kadınların terbiyesinde büyüyor, ilerliyor. 30 sene evvel bizi mağlup eden Rus subayları bu kadınların elinde büyümüş meyvelerdir.
Rus Müslümanları içinde kızlarını Moskova ve Petersburg’da, yüksek okullarda ve tıp fakültesinde okutanlar var. Bizde kızlar memleketimizdeki kız Enstitülerine bile muntazam gönderilmiyor. Rüştiye’nin 1. ve 2. sınıf derslerine devam eden kızların % 90'ı 4. sınıfa varmadan okuldan alınıyor. Müslümanlıkta beşikten mezara kadar bilim öğrenmek herkese farz olmuşken, 10-11 yaşlarından sonra öğrenim geçmiş, evlenme zamanı gelmiş zan olunuyor, kız okuyup da ne olacak deniyor.
Kadının eğitimine verdiği değeri şu sert cümleden daha kolay anlayabiliyoruz:boğa burcu günlük yorumları ‘Bilimi kadına lüzumsuz gösteren, kadını öğrenmeden alıkoyan haindir, milletine düşmandır. Kadını cahil bırakan erkek İslam’ın o emrine karşı durmuş kendi zevk ve hayvani rahatlığı için vatanın selametini düşünmemiş olur. (Koçer, 1974:23).
Kadına bilim haram olsaydı, din açıkça yasak ederdi diyen Ahmet Rıza Bey’e göre, kadının eğitim ve öğretimine çocuğun sağlığı yönünden zaruret var. Çocukların sağlığı neşesi annesi tarafından temin edilecek sağlık şartlarına bağlıdır. Binaenaleyh çocukların hastalık ve anzalanndan analar sorumludur. Vak’a hem ana çocuğunun sağlam dikkatli ve hastalıktan masun olmasını arzu eder. Lâkin bu amaca kuru bir his ve istekle varılamaz. Anne şefkati bilgi ile birleşirse çocuğun sağlığını daha iyi temin eder. “Sağlam akıl, sağlam vücutta bulunur.” Milletin ıslahına o milleti teşkil eden kişilerden özel-
Ukle kızlardan başlamalıdır. Ben kadınların erkekler gibi öğrenim görmel işlerde erkekler kadar hür olmalannı arzu edenlerdenim. Bu eşitliği vatanî”' me.si ve ilerlemesinin bilim öğrenmeye ve hürriyete bağlı olduğunu çok iyi bildi''^'^' istiyorum. (Koçer, 1974:24).
Ona göre (Koçer, 1974:24), Hürriyetten kastettiği şey kızı kendi keyif ve havas bırakılması, ailesine, vatanına, insaniyete karşı, her türlü kayıttan vazifeden azade mak değildir. Hürriyet, hüner ve bilim öğrenmek bilgisinden vatanı faydalandırmak y analık görevini gayet geniş ve yüksek bir zeminde hiçbir engel ile karşılaşmadan yçfj J ne getirebilmesi hakkmdan ibarettir.
Batı kültüründen etkilenme.sine rağmen, çözüm önerileri İslam dini temelinde yj, ı pilmiş ve bir toplum için kadının eğitiminin ne denli gerekli olduğunu çarpıcı bir biçiıj..| de ortaya koymuştur. Bugün Ahmet Rıza Bey’in söylediklerine kaç kişi itiraz edebilir kg I
Battntn Politik AbUıkstzhğt ya da Battmn Doğu PoUtikastmn Ahlaken tjias%t |
Ahmet Rıza Bey bu çalışmasım, l.stanbul’un işgal altmda olduğu, Anadolu da Kuva-yı Milliye güçlerinin yokluklar içinde bağımsızlık mücadelesi verdiği o sıcak günlerde daha çok AvrupalIları muhatap alarak kaleme almıştır.
Eseri çeviren Ergün Göze anlamlı bir Ahmet Rıza Bey değerlendirmesi yapmış ki-tabın ön sözünde. Ona göre; Ahmet Rıza Bey jöntürk, ittihatçı, pozitivist bir insan olmaktan öte, bu eseriyle hem büyük bir kültür adamı hem de büyük bir vatanperver olduğunu ispat etmiş bir vatan evladıdır. Meclis ve Ayan reisliğine kadar yükselmiş bir politik hayatın belki zirve noktası bu e.serdir demek mübalağa olmaz. O devrin devlet adamlarının kültür seviyesinin üstünlüğünü ve tefekkür yeteneklerini de gösteren bu eser, devlet idaresinde rol alacaklara, hele diplomatik kariyere gireceklere, bence, bir ders kitabı gibi okutulmalıdır (Rıza, 2004:9).
Göze'ye göre, eser bir yerde bir vatanseverlik çığlığı, bir yerde insaniyetçilik nasihatidir. Bir yerde ise Dünya tarihinin global açıklamasıdır. Bilhassa Akdeniz Havzası ve İslâm-Hristiyan ilişkileri bakımından. Eser medeniyetler tarihi bakımından da bir ansiklopedi kıymetini haizidir. Bir başka bakımdan da tarih felsefesi tezidir. Öyle bir tez ki, o gün de bugün de olaylar tarafından teyit edilmektedir. Şunu da belirtmekte büyük yarar vardır ki, bu küçük e.seri, susturucu kılan hususlardan birisi de kaynaklarının ve referanslarının tamamen Batı menşeli olmasıdır. (Rıza, 2004:9).
Ahmet Rıza Bey pozitivistti demiştik. Ama o, üstadı A, Comte’u da, diğer pozitivist arkadaşlannı da yeri gelince şiddetle tenkit etmekten çekinmeyen bağımsız bir tefekküre malikti. ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’, tam bir Türk münevveriydi.
Ahmet Rıza Bey giriş bölümünde eserine bu adı verişinden dolayı kendini sorgular. Acaba laöyle demekte haklı mıyım somsuyla işe başlar ve cevap olarak da şunları söyler: “Sanmam. Çünkü Batının Türkiye’ye karşı siyaseti ne zaman ahlaki oldu ki o ahlak şimdi çökmüş olsun. Batı politikasının gayesi hiçbir zaman ahlaki olmamıştır Bilakis onun tek hedefi her zaman kazançtır ve hukuk yapan tek vasıtası da, adalet değil daima kaba kuvvettir.” (Rıza, 2004:13).
6 Rıza, Aiımel, Balının PoUtIk Ahlaksızlığı. Çev; Ergün Göze, Boğaziçi Yayınlan. İsı, 2004.
Ahnıot Hıza Hcy’c göre, Balı politikalarının her dönem (günümüzde de olduğu üzere) empeıyal am:u,'laı taşıdığından şüphe yoktur. “Her devirde, bu politikanın ana motorları dini ve maddi menfaati ir. Üstelik bu iki menfaat aralannda mükemmelen uyuşmuş ve yekdiğerini güçlendirerek hareket elmiş ve ettirmiştir." (Rıza, 2004:13).
Ona göre, Haçlı seferleri dönemindeki Avnıpa, bütün barbarlığına rağmen, günümüz Avrupa'sından (1920’leıxlen söz ediyor) nispeten daha ahlâklı idi. Tüm tarih boyunca Haçın Hilale üstün gelmesi için savaşıyor ve mert bir rakibe karşı, hiç olmasa, apaçık bir düşmanlık yürütüyordu. Dalavere ve kötü niyet o zaman da vardı ve sadece askeri alanla da sınırlı değildi.boğa burcu günlük yorumları Ticaret tutkusu ve fetih arzusu bazı kere, göreceli bir sofuluk, çıkarsızlık önüsü arkasına saklanıyordu. Tarihte dini duygu daha ön planda tutulurken. bugün, dini faktör Batı dünyasının politikasında rolünü gözle görünür bir biçimde yitirmiştir. Onun yerine ise toprak kazanmak veyahut karlı imtiyazlara konmakla özde-şen maddi çıkar egemen olmuştur.
Aşağı yukarı bundan doksan yıl önce yazılan bu eserde, sadece o günün Batısını bizlere tanıtmış değil, âdeta günümüzdeki Batı‘yı da anlatmaktadır. Yeni Batı politikasının hareket ettiricisi bugün ne olmuş ve hangi şekle bürünmüş bulunursa bulunsun, Ba-tılılar, Haçlı Seferi günlerinde kendilerini Müslümanlara karşı saldırtan kin ve intikam duygularını tamamen içlerinden silebilmiş değillerdir. Çünkü, Resmi Avrupa, bugün de eski teolojik ve metafizik düşüncelerinden kurtulabilmiş değildir, Hıristiyan hoşgörüsüzlüğü, dini taassup ve peşin lıükümler her an kendini ortaya koyacak biçimde canlı kalmış bulunmaktadır.
Ahmet Rız^ Bey'e göre, hoşgörü, Avrupa’da hiçbir zaman, gerek dini alanda ve gerekse politik alanda milli bir meziyet olarak kabul ve uygulama görmüş değildir. Hele sömürgecilik alanında hiç yer bulmamıştır. Kendisi gibi düşünmeyenlerden nefret eden, dini bir töreni yasaklayan, yahut lâik bir töreni emreden insan nasıl hoşgörülü olabilir ki? Batının hoşgörüsüz olduğunu şu ifadelerle bir kez daha vurgulamaktadır; “Hele bir zenciye körü davranan ve sırf renk farkından ötürü onu aşağılayan kişinin müsamahalı bir insan olarak kabul edilmesi asla mümkün değildir.” (Rıza, 2004:14).
Evet, bütün özgürlük iddialarına rağmen Avrupahlann büyük çoğunluğu, hala haçlı atalarının düşüncelerini paylaşmaktadırlar. Hareketlerinin derinliklerindeki neden bu-dur ve asla değişmiş de değildir Ahmet Rıza Bey’e göre... Yukarıda ileri sürdüğü temel gerekçeleri göz önünde tutarak, adı geçen eserinde, “Türkler hakkında Hıristiyan top-lumlardaki kin birikiminin kaynağını ve uzun bir dokuz yüz yıl boyunca, AvrupalIlarda bu kin duygusunun değişmeyişini ve dolayısıyla da Batılı devlet adamlannın doğu politikasının değişmeden aynen devam ediş sebeplerini ortaya koyabilmek için haçlı seferleri meselesi üzerinde ısrar etmeyi zaruri göımekteyim" derken; J.B.Say’ın şu cümlesine yer vermektedir; “Biz, büyük kısmımızla hala barbarlık devrinde imal edilmiş fikirler içinde yaşamaktayız” (Rıza, 2004;boğa burcu günlük yorumları yazdı ve sundu..

tesettür fiyatları

tesettür modelleri

tesettür giyim

abiye

tesettür

tesettür elbise

armine

tesettür tunik

tesettür abiye

replika

replika telefon

replika telefonlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder